Home » , , » Kredi Faizlerinin Gider Yazılmasına Kısıtlama

Kredi Faizlerinin Gider Yazılmasına Kısıtlama

Written By Muhasebe37 on 11 Mayıs 2012 Cuma | 10:34


Tasarıda yer alan bir düzenleme var ki, getiriliş gerekçesi ile uygulamada yaratabileceği sıkıntılar orantısız bir durumda.
Önce düzenleme ne, onu belirtelim. Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri yatırım maliyetine eklenenler dışında kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin faiz, kâr payı, komisyon, kur farkı, vade farkı gibi giderlerin %10'unuaşmamak üzere Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek kısmı gider yazamayacaklar.
Maddenin getiriliş gerekçesi öz kaynak kullanımını cazip kılmak olarak açıklanmıştır. Ancak bu maddenin tasarıdaki haliyle yürürlüğe girmesi uygulamada ciddi sıkıntılar yaratacaktır.

Vergi tekniğine uygun düşmemektedir
 

Her şeyden önce böyle bir madde düzenlenmesi vergi tekniğine uygun düşmemektedir. Çünkü gelir ve kurumlar vergileri açısından vergilemede bir temel prensip vardır o da; bir taraf açısında gelir olan bir unsur diğer taraf açısından gider olacaktır. Geçmiş dönemlerde enflasyonun yüksek olduğu yıllarda finansman gider kısıtlaması vardı ama aynı zamanda gelir ayağında da aynı kısıntı söz konusuydu. Zaten bunun da haklı gerekçesi yüksek enflasyondu. Bu tasarı maddesinde böyle bir yüksek enflasyon oranı şartı yok.
 

Banka ve finans kurumları hariç tutulmamıştır 


Katılım bankaları dahil bankalar ve finans kurumlarının temel amacı esas itibarıyla başkalarından topladıkları kaynağı ihtiyaç sahibi firma ve kurumlara kullandırmaktır. Bu kurumlara, siz topladığınız kaynaklara ödediğiniz bedellerin %10'unu gider yazamazsınız demek, ilk etapta bu kurumların finansal yapılarını daha kötü hale getirecek. Hemen tamamı borsada işlem gören bu kuruluşların borsada hızla değer kaybetmesine neden olacak, bundan da önemlisi borsada ciddi bir düşüş meydana gelmesine neden olacaktır. Doğal olarak bu, kredi maliyetlerinin yanında faizlerinin de yükselmesine neden olacaktır. Geçmişteki finansal gider kısıtlaması uygulamasında banka ve finans kurumları hariç tutulmuştu.
 

Yatırım azmini azaltıcı sonuç doğuracaktır
 

İşletmeler açısından yatırım dönemi kredi maliyetlerinin yatırımın maliyetine atılması zorunlu, buna karşılık işletme dönemi kredi maliyetlerinin doğrudan gider yazılması veya yatırımın maliyetine atılmasında ihtiyarilik söz konusu idi. Bu düzenleme ile işletme döneminde yatırım kredi maliyetleri de zorunlu olarak yatırımın maliyetine eklenmek durumunda kalınacağı için, hızlandırılmış amortisman uygulaması yapılsa bile fabrika binası dahil bina yatırımlarının maliyetine eklenen bu kısımların itfa süresini 25 yıla kadara uzatmış olacaktır. Bu durum yatırım teşvikleri ile yatırım ortamının iyileştirilmesine çalışılan bir ortamda, bu amacın tam tersine yatırımcının azmini kırıcı bir rol oynayacaktır.
 

Herhangi bir oransal limit konulmamıştır
 

Diğer firmalar açısında ilk anda tamam firmalar mali yapılarını biraz düzeltsinler daha sağlam yapıya kavuşsunlar diye düşünülse bile herhangi bir limit konulmamış olması bütün firmaları olumsuz yönde etkileyecektir. Oysa örtülü sermaye uygulamasında dahi ilişkili kişilerden kullanılan yabancı kaynağın öz kaynağın üç katını, ilişkili kişi banka veya finans kurumu ise 6 katını aşması gerekmektedir. Bu tasarı maddesinde hiçbir ölçü konulmamış olması kullanılan her birim kredi için bir kısıtlama doğuracaktır ki bu da düzenleme amacıyla hiç bağdaşmayacaktır.
 

Sonuç olarak, bu maddenin TBMM'deki görüşmeleri sırasında özellikle ihtisas komisyonu olan
Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında belirttiğimiz bu mahzurları nedeniyle ya tamamen metinden çıkarılması ya da banka ve finans kurumları hariç tutulmak suretiyle öz kaynağın en az üç katını aşan krediler diye bir ölçü konulması gerekmektedir. Mevcut haliyle "atılan taş ürkütülen kurbağaya değmez" bir durum söz konusudur.
Tasarı ile getirilen bir başka madde ile de bağımsız denetim şirketlerinden 15000 ila 30000 TL yıllık harç alınması öngörülmektedir. Bu uygulama küçük ölçekli bağımsız denetim şirketlerinin tamamen piyasadan silinmesi, piyasanın büyük denetim şirketlerinin hegemonyasına bırakılması anlamına gelecektir. Bu konuya ilişkin değerlendirme ve önerimizi gelecek yazıda bulabilirsiniz.

OSMAN ARIOĞLU / BUGÜN
Share this article :

Yorum Gönder

Facebook -

Twitter -